Beşiktaş sezon başından beri en iyi yaptığı iki şeyi sahaya yansıtarak başladı: Presle kap hızlı çık, seri paslarla gole git. Rizespor ise sezon başından beri yaptığı en büyük hatayı tekrarladı: Rakibin duran topu en tehlikeli kullanacağı alanda faul yaptı.

Sosa o alandan başka birçok oyuncunun penaltı kullandığından bile daha etkili frikikler kullanabiliyor. Bir kez daha Sosa kale direklerinin 90 diye tabir edilen yerine musallat olan toz toprağı bir seferde yok edecek şekilde vurdu, Beşiktaş’ı öne geçirdi.

Tolga’nın maç 1-0’ken kullandığı penaltı ise Sosa’nın maçı 1-0’a getiren harika frikiği kadar büyük katkı. Tolga, Boyko geldikten sonra “Ben konsantre olduğumda ne kadar iyi insansam, o kadar da iyi kaleciyim Ali Ece!” dercesine saygıdeğer bir performans sergilemeye devam ediyor. Ben halen Tolga’nın % 100 konsantre olduğunda sergilediği iyi kalecilik seviyesinden de daha iyi insan olduğunu düşünüyorum. Sporting ve Brugge maçlarında bu kadar iyi bir adamın o kadar kötü kalecilik yapması ekstra dramatikti, kalemimi burkan cinsten bir çileydi.

İlk yarının kalanında Oğuzhan-Kerim ikilisinin “top”lu resitalini izledik. Oğuzhan’ın başrol, Kerim’in en iyi yardımcı oyuncu rolünde olduğu bu verkaç-seri pas gösterilerinden birinde Beşiktaş farkı ikiye çıkardı. Kendisine iyi bakan, profesyonel gibi yaşayan hırslanmış bir Oğuzhan’a futbol topu ve onun futbol dilinden anlayan takım arkadaşları verin, yeter. Aynı eline bir mikrofon yanına da Kurtalan Ekspres Grubu verilmiş Barış Manço lezzetinin futbol versiyonu gibi.

Bordeaux’daki Zidane gibi oynayan Oğuzhan, 51’de sakatlanıp çıktı. Beşiktaş Oğuzhan’ın çıkmasından sonra da bir sürü pozisyon buldu ama yerde bulunan bozuk paraymışçasına harcadı. Arkadaşları gol kaçırdıkça, Tolga kurtarmaya devam etti. Gomez aşırı hırslıydı. Hâlbuki daha önceki maçlardaki Gomez’in yarısı kadar serinkanlı olsaydı, en az 2 gol atıp maçı erkenden koparabilirdi. Olcay ise bal yapmak dışında her şeyi deneyen kovanını kaybetmiş arı gibiydi. Özellikle final pasları ve vuruşlarında Olcay’dan çok “Yayaya Şaşaşa” filminin son 15 dakikasındaki İlyas Salman gibiydi.

Bu arada robot futbolcular yapmışlar, Atiba’nın onlardan “tek fazla”sı nefes alıp veriyor olması!


Ali Ece
Kaynak: http://www.aliece.com/2016/03/90-dak...n-iyisi-tolga/