Bir yanda Gomez öte tarafta Van Persie
Üste Nani, saçakta Gökhan Töre.
Bir yağmur ha yağdı ha yağacak.
Arapsaçı bir trafik
Ve en arkalarda Quaresma!
Maça gitmenin
Bir kuyumcu dükkanının mücevher dolu vitrinine
Bakmaktan ibaret olduğu azaplardayız.
Birini almak istiyorsun elini yakıyor.
Birini bağrına basmak istiyorsun için yanıyor.
O manevi rekabetler yok artık.
Heyecan başka bir boyuta taşınmış.
Yoksa kombine sahibi yüzlerce insanın maçlara gitmeyişi nasıl açıklanabilir ki…
Oturup açıklarım açıklamasına da
Maç başlıyor.
İlk 10 dakikada sahanın ortasına kantar koymuşlardı sanki de
İki takım da birbirini tartıyordu.
Beşiktaş yaslanarak
Fenerbahçe ise hızlanarak oyuna müdahillerdi.
Tarttıktan sonra ölçmeye başladı Beşiktaş
Ersan önce bir korner topunda
Sonra da bir faul atışında Kjaer’den daha yükseğe çıktı.
Ama topu köşeye Kjaer bırakıverdi.
Ben bunları yazarken Kjaer
İkinci Beşiktaş golünün hazırlayıcısı oldu.
Yanlış çıktı ve Gomez’e hangar gibi bir kale bıraktı.
Yayıncı kuruluş daha ilk golün tekrarını vermemişti ki
Biz ikinciyi seyrettik.
‘Bu zenginlik Allah’ım’ diyesi geliyor insanın ya neyse…
Sonra gol yedi Beşiktaş
Kjaer’in olduğu her kare
Dencer tabelalı tehlikeli bölge sanki.
Yine bir duran topta
Tosic’in önünde topa vuruyordu ki
Tosic ‘sen zahmet etme’ dercesine kendi kalesine net bir atış yaptı: 2-1.
Boş bir zamanımızda
Tosic’in kendi kalesiyle olan bu münasebetine de ayrı bir parantez açmak lazım.
İkinci yarının en akılda kalan yanı
Beşiktaş’ın iyi oynadığı dakikalarda yediği goldü
Bir Fenerbahçe atağında top
Dışarı çıkıp çıkmamakta nazlanınca
(Bence çıktı da)
Volkan Şen’in hazırladığı pozisyona yenik düştü Beşiktaş
Skordaki denge sahadaki oyunu yansıtmıyordu.
Beşiktaş daha bir ısırıyordu sanki.
Bu dilimde ve bir Gökhan Töre asistinde
Bir Gomez klasiği seyrettik: 3-2
Önce orta sahada tartmış, sonra şöyle bir ölçmüştü Beşiktaş.
Eski bir şövalye filminde bir düello sonucu
Atın üzerinden düşen zengin ve üst perdeden bakan Lord’a başında toplanarak
Filmin unutulmaz repliği söylenir:
"Tartıldın, ölçüldün ve yetersiz bulundun."

Alen Markaryan / Akşam