Sayfa 3/10 İlkİlk 123456 ... SonSon

Konu: Şike Davası

  1. #31
    Alıntı Nadir Eşme Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bunlar hakiki Gerizekalı

  2. #32
    Ben uefa yerinde olsam bu ligin bütün takımlarına siktiri çeker yargı sistemi düzelene kadarda geri almazdım.

  3. #33
    Alıntı Forum Kurulu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    UYARI:

    Beşiktaşımızın, yahut şike davasında adı geçen Beşiktaşlıların şike yaptığına ilişkin her türlü paylaşım, yorum, ima ihraçla cezalandırılacaktır.
    kim ihraç yedi merak ettim şimdi

    Son 16 gün 0 saat 29 dakika!

  4. #34
    Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından kısmen onama kısmen ise bozma kararı verilen 'Futbolda Şike Davası'nın gönderildiği İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin duruşma savcısı Abdullah Mirza Coşkun'un, konuya ilişkin 10 sayfalık mütalaasında yargılamanın yenilenmesi ve davada yargılanan sanıkların aldıkları cezaların infazının durdurulması yönünde görüş bildirdiği öğrenildi.

    İNFAZLAR DURDURULSUN

    Coşkun, mütalaasında; şike ve örgüt kurma suçlarından Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 311. maddesi gereğince yargılamanın yeniden yapılmasını, CMK'nın 312. maddesi gereğince ise infazın durdurulması talebinde bulundu.Yeniden yargılanması istenen isimler arasında Aziz Yıldırım, İlhan Ekşioğlu ve Olgun Peker'in yanı sıra üç sanık daha bulunuyor.

    SON KARAR MAHKEMENİN

    'Futbolda Şike Davası'nda yeniden yargılanma taleplerini karara bağlayacak olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Pazartesi gününden sonra Cumhuriyet Savcısı Abdullah Mirza Coşkun'un konuya ilişkin sunduğu mütalaasını da göz önünde bulundurarak son kararını vermesi bekleniyor. Mahkeme, Coşkun'un talebi doğrultusunda karar verirse 'Şike Davası' yeniden görülecek.

    2 YIL 6 AY DAHA CEZASI VAR

    Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Aziz Yıldırım'a 'teşvik primi vermek', 'birden fazla karşılaşmada şike yapmak' ve 'örgüt kurmak' suçlarından verilen 6 yıl 3 ay hapis cezası ile bin 312 lira para cezasını onamıştı. Yıldırım, yaklaşık bir yıl hapis yattığı için infaz yasası gereğince 2 yıl 6 ay daha cezası var. Yeniden yargılama kararı çıkarsa mahkeme sonuçlanıncaya kadar hapis cezası rafa kalkacak.

  5. #35
    Türk futbolunun en rezil dönemlerini yaşıyoruz.
    Neyin ne olduğu belli değil.
    Hani belli olsa da ceza alan yok zaten.
    Trabzonu da unutmamak gerek.
    Fb ilke çekiştikleri şampiyonlukta tertemiz olamazlar.

  6. #36
    Üstü ortulmeye calisildikca hep bir yerlerden patlak veriyor,rezillikleri tekrar ortaya cikiyor...



    GT-I9500 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

  7. #37

    Şike davasında yeniden yargılama kararı!

    Ağır Ceza Mahkemesi, şike davasında yeniden yargılama kararı verdi.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, sözde şike davasında, Aziz Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu sanıkların, "Yeniden Yargılanma" ve "İnfazın Durdurulması" talebini kabul etti.

    Ayrıca 13. Ağır Ceza Mahkemesi, "futbolda şike" davasında sanıkların "kumpas kurulduğuna" ve "tutanaklarda sahtecilik" yapıldığı iddiasıyla yapılan "yeniden yargılanma" talebini ise reddetti.

  8. #38
    hele bilmem neresini naaptığımın adamları..
    ulan yine olan bize oldu,bizi piyon olarak sürüklediler bu işlere.adamlar her şekilde yüzsüzlükle ibnelikle sıyrılıyolar...

  9. #39
    Alıntı Ali Çifçi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    hele bilmem neresini naaptığımın adamları..
    ulan yine olan bize oldu,bizi piyon olarak sürüklediler bu işlere.adamlar her şekilde yüzsüzlükle ibnelikle sıyrılıyolar...
    olan bize oldu yine

  10. #40
    fener aklanır biz küme düşeriz. benim türkiye'den çıkardığım anlam bu.

  11. #41
    Yargısı bu kadar yalama edilmiş bir memleket var mıdır acaba.

    Kafalarına göre karar verip karar bozuyorlar.

    Sadece spor için demiyorum. Ergenekon Balyoz Şike...

  12. #42
    Alıntı Gökhan Kaya Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    fener aklanır biz küme düşeriz. benim türkiye'den çıkardığım anlam bu.
    3 temmuz günü forzada aynen böyle yazmıştım.Daha Beşiktaşın serdal adalının adı bile geçmezken...

  13. #43
    Her şey AKP Hükümeti’nin ve onun savcılarının yaptığı “kurgulanmış” bir operasyonla başladı. Öyle diyordu Fenerbahçeliler. Amaçları Fenerbahçe’yi ele geçirmekti.Cumhuriyet bitmişti, tükenmişti, son bir kale kalmıştı; o da Fenerbahçe.
    Sonra AKP’nin değil içimizdeki Fransızların bu operasyonu yatığına karar verdiler.
    Sonra o da olmadı. Modaya uydular ve Parelelciler bize operasyon yaptı dediler. Onların amaçları da Fenerbahçe’yi ele geçirmekti.
    Çünkü Fenerbahçe’yi ele geçirmek demek ülkeyi ele geçirmek demekti. Yasama, yürütme, yargı, medya önemli değildi ama Fenerbahçe ele geçirilmemeliydi.
    Operasyonun amacı ve düzenleyenler konusunda, mantık dışı da olsa her türlü senaryonun gerçek olma ihtimali vardı. İhtimal dahilinde olmayan tek şey bunca tapeye, fiziki ve teknik takip tutanaklarına ve 15 yıldır spor dünyasında yaşananlara rağmen Aziz Yıldırım ve iddia edildiği üzere örgütünün suçlu olma ihtimaliydi. Operasyonu düzenleyen savcılar ve mahkeme üyeleri ve hatta sonraları bu mahkemelerin kararlarını onayacak olan yargıtay üyeleri de ya Fransızdılar ya da Parelelci.
    Sonra…
    Sonra Mustafa Kemal’in askerleri direnmeye başladı, başkanları hakkında sahte çürük raporu ile askerden kaçtığına dair iddialar olsa da.
    Sonra “Adalete Fener Yak” kampanyası başladı.
    Yürüyüşler düzenlendi. “Ali İsmail Korkmaz Fenerbahçe Yıkılmaz” sloganlarıyla Aziz Yıldırım arabasının üzerinde halkı selamlıyordu.
    Sanatçılarla videolar çekilip “Adalete Fener Yak” deniyordu.
    Basının usta kalemleri köşelerinde “Adalete Fener Yak” başlıklarıyla yazılar yazıyordu.
    Milyonlarca liralık bir kampanya ile -yargıtay kararında geçtiği üzere- şike örgütü lideri Aziz Yıldırım ve başkanı olduğu Fenerbahçe için sözüm ona adalet aranıyordu.
    14 Yaşında ekmek almaya giderken vurulan, 269 gün komada kaldıktan sonra 16 kilo bedeniyle toprağa verilen Berkin Elvan için değil;
    Daha 19’unda tek suçu daha özgür bir dünya istemek olan ve ülkeyi yöneten karanlık zihniyet tarafından adeta linç edilerek canı alınan Ali İsmail Korkmaz için değil;
    Sırf bir pankart açtı, slogan attı diye aylardır, bazıları yıllardır cezaevinde olan üniversite öğrencileri için de değil;
    Ülkeyi yöneten karanlık zihniyeti ve onların rant düzenini ayakta tutmak için pamukova’da, reyhanlı’da, uludere’de, soma’da katledilen bu ülkenin ezilen, sömürülen halkı için hiç değil.
    Ya kim için? Aziz Yıldırım ve Cumhuriyet'in son kalesi Fenerbahçe için adalet aranıyordu.
    Kimisi daha özgür bir dünyanın, kimisi ekmeğinin peşinde koşarken ülkeyi yöneten bu rant düzeninin, bu karanlık zihniyetin kurbanı olanlar için değil şike yapan Aziz Yıldırım iki yıl da olsa mahpus damına girmesin, Fenerbahçe’si de küme düşmesin diye adalet aranıyordu.
    Peki bulundu mu bu adalet?
    Çok şükür sonunda Başbakan hazretlerinin himmetiyle bulundu.
    Zahid Akman'ın, Reza Zarrab'ın adalet mücadelesini aydınlatan Başbakan'ın adalet ışığı bu sefer fener olacak ve Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe'nin yolunu aydınlatacaktı.
    Önce federasyonda tecelli etti Başbakan’ın himmeti ve tabii onun yüce adaleti.
    Rıdvan Dilmen ve Göksel Gümüşdağ çok çalıştı. Aziz Yıldırım ve Başbakan arasında mekik dokudular.
    Yıldırım Demirören “ben bu işi Fenerbahçe’yi küme düşürmeden çözerim” deyince kimse nasılını sormadan bu kirli ittifak tarafından federasyon başkanı olarak atanıverdi.
    Sonra genel kurulun “hayır” oyuna rağmen 58. madde değiştirilerek Fenerbahçe’nin küme düşürülmesi engellendi.
    Böylece işin sportif kısmında adalete fener yakılmış ve Başbakan’ın himmetiyle Cumhuriyet’in son kalesi Fenerbahçe kümede kalmış oldu. Fenerbahçeliler direnmişti ve Fenerbahçe’yi kimse ele geçirememişti.
    Tabi iş burada bitmedi. Asıl önemli olan Aziz Yıldırım için adalete fener yakmaktı.
    Bu iş için farklı isimler görev aldı. Öyle ya Rıdvan Dilmen ve Göksel Gümüşdağ spordan anlarlardı ama hukuktan ve siyasetten çok anlamazlardı.
    Bu uzun ve de meşakkatli bir yoldu. Neticede işin bu kısmında yargı, yasama ve yürütme gibi kontrol edilmesi gereken çoklu bir ortam vardı. İşin sportif ayağındaki gibi tek bir kuklayla bu iş halledilemezdi.
    İşin bu kısmında önceleri Faik Işık ve Nihat Özdemir’le başlayan “direniş” sonraları Mahmut Uslu ve Ali Koç’la devam edecekti.
    Bu dönemde Aziz Yıldırım’ın Adalet Bakanı ve önde gelen yargı mensupları ile Topuk yaylasında kapalı kapılar arkasında yaptığı toplantıyı Başbakan’ın eski Aziz Yıldırım’ın yeni avukatı Faik Işık’ın ayarladığı iddia edildi.
    Sonra Başbakan hazretlerinin himmetiyle Bülent Arınç ve Abdullah Gül’ün muhalefetine rağmen Şike Yasası değiştirildi. Adalete fener, büyük oranda yakılmıştı. Suçlu bulunması durumunda onlarca yıl hüküm giyecek Aziz Yıldırım ve arkadaşları bu yasa değişikliği ile birlikte en fazla beş on yılla kurtulabileceklerdi.
    Bu yasa değişikliği telaşından da tahmin edilebileceği üzere Aziz Yıldırım suçlu bulundu ve altı küsur yıl ceza aldı.
    Ama Aziz Yıldırım, hakkında sahte çürük raporu iddiaları da olsa Mustafa Kemal’in askeriydi ve bir kaç yıl da olsa cezaevine girmemeliydi.
    Ve nihayet Mahmut Uslu’nun belirttiği üzere Başbakan hazretleri Aziz Yıldırım’a yeniden yargılanma için söz verdi.
    Diyeceksiniz ki yeniden yargılama kararını Anayasa Mahkemesi verecek, Başbakan nasıl oluyor da bu konuda söz verebiliyor. İşte bugün ülkeyi yöneten bu zihniyete ve rantçı düzene karanlık dememizin sebebi de bu.
    Hani Ali İsmail Korkmaz’ın da yüksek sesle isyan ettiği ve 19’unda yaşama hakkını elinden alan zihniyet.
    Ya da bugün himmetiyle ve yüce merhametiyle Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’ye adalet için fener yakan zihniyet.
    Ya da bir başka ifadeyle Reza Zarrab'ı hayırsever iş adamı; Berkin Elvan'ı terörist yapan zihniyet.
    TÜRK SPOR BASININA;
    Büyük ihtimalle oturduğunuz koltuklar ya da yazdığınız köşeler sayesinde hayatınızı idame ettiriyorsunuz. Yaptığınız işten para kazanmak ve çocuklarınıza daha iyi bir gelecek sağlamak adına o koltuklara ve köşelere ihtiyacınız var.
    Özellikle de muhalif hiç bir sese tahammülü olmayan, ülkeyi yöneten bu karanlık zihniyet, yazıda da bahsettiğimiz ve daha bahsetmediğimiz bir dolu paydaşı ile birlikte spor basınını da esir almış durumda.
    Bu zihniyet tarafından, üslupları tartışılsa da bazı isimlerin sırf spor dünyasında işlenen tehdit, şike ve ırkçılık suçlarını gündeme getirdiği ve aslında her biri insanlık suçu sayılabilecek bu eylemlere verdiği tepkiler nedeni ile spor medyasından aforoz edildiğine şahit olduk.
    Sizin de korkunuz bu olabilir. Gerçekleri yazar ve ülke sporunu esir almış bu karanlık zihniyete isyan edersem işimden olabilir ve aileme, çocuklarıma şu an sağladığım imkanları sağlayamam diye düşünebilirsiniz.
    Ama böyle sessiz kaldığınız müddetçe, şu an farkında olmasanız da, gelecekte çok daha büyük korkularınız olacak, bu da bir gerçek.
    Belki gelecekte çocuğunuz bir hakem olacak ve bir devre arasında odasını basan yöneticiler tarafından tehditlere maruz kalacak.
    Belki çocuğunuz bir kulüpte sporcu olacak ve mağlup olunan bir maçtan sonra tesislerin içinde darp edilecek.
    Ya da bir menajer olacak ve bir şike soruşturmasının sanığı olarak mahkemelere düşecek.
    Belki sizin yaptığınız işi yapacak ve o da sizin gibi medya patronlarının ve bu karanlık düzenin kölesi olacak. Onların müsaade ettiği konuları müsaade ettiği kadar yazabilecek, müsaade ettiği kadar konuşabilecek. Kendi kendine sansür uygulamanın acziyetini yaşayacak.
    Belki de çocuğunuz üniversite öğrencisi olacak ve daha fazla özgürlük talebiyle sokağa çıktığında bir gaz kapsülü ile vurulacak.
    Belki de büyümesine bile fırsat verilmeyecek, daha çocuk yaşta, ekmek almaya gönderdiğiniz bir gün cansız bedeni geri gelecek.
    Unutmayın ve şunu aklınızdan çıkarmayın; bugünün çocukları geçmişte susanların bedelini ödüyor.
    Sizin çocuklarınız da gelecekte bir bedel ödeyecekse, bu bedel; sizin bugün yazamadığınız dile getiremediğiniz gerçeklerin bedeli olacak.

    Erdem Yıldırım
    http://blog.radikal.com.tr/turkiye-gundemi/basbakan-adalete-fener-yakti-64218

  14. #44

  15. #45
    Alıntı Mehmet Ali Bulut Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Serdal Adalı Aklanacak
    Adamın zaten ortada futbolcuyla birebir görüştüğü bir tape bile yok, anladığım kadarıyla yapabilirmiş, edebilirmiş diyerek ceza vermişler.