Geçen seneki takımın omuriliğini oluşturan,
Ana 'Omur'un,
Tereyağın üzerindeki bal gibi,
Sessizce kayıp kaybolmasını,
Tepkisizce,
Hatta şen şakrar kabullenir olduk…
Tolga'dan başlayan,
Formsuzluğa dayalı sakatlık nöbeti…
İki Cenk'in de küstürülmesi…
Oğuzhan'ın 43. dakikaya bölünmesi…
Veli'nin omzundaki anlaşılmaz ızdırap…
Tolgay'ın akıl almaz şanssızlığı…
Demba'nın bir sene içinde,
En batıdan en doğuya kayan,
Clark Gable'i bile kıskandıracak,
'Rüzgar gibi geçti'si…
Gelecek vadeden Atınç'ın,
Bir anda 'Puf' olması…
Hepsi ama hepsi de 45 dakika süren Amerikan dizileri gibiydi.
Ekşisi de tatlısı da vardı damakta kalan ama
Bıraktığı acıları çözemedik bir türlü…

*****
Para harcayacak vananın açılması için,
Birilerinin satılması gerektiğinin hesaplarının yapılması,
Mecburi gibi duruyordu ama
5 yabancı kuralının bir sene içinde,
Ters düz olmasına hiçbir müdahalede bulunamamak,
Yapılan ve yapılacak olan tüm hamlelere gölge düşürüyordu.
Hele hele
F.Bahçe'nin bu sene yaptığı transferlere,
Aziz Yıldırım'ın taaa geçen seneden,
Sol şeridi kapatarak,
Sinyal selektör vınlayarak gazlaması,
'Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir'i
Masanın üzerine koyu vermişti.
Aslında sorun,
'Perşembe' günü bizim ne yapacağımızdı.
O yüzden bilançoyu.
En büyük resimden hesaplamak gerekiyor.

*****
Elden kayanlarla gönderilenlerin,
'Ah'larında 'Vah'larındayken,
Ağustosun 40 derecesinde,
Suratımıza vurduğumuz buzlu su gibi,
'Quaresma' sesleri ile kendimize geldik.
Bedavaya gönderdiğimiz adamı, para verip almayı,
Nasıl yorumlamalıydık bilmiyorum ama
Bizim için çok önemli bir mücevheri kaybetmişken,
Tekrar bulmanın ağır heyecanlarına sarılmıştık.
Aklıma sevgili büyüğümüz Mete Düren'e,
Pascal'ın ikinci defa gelmesi tartışılır olduğu dönemde,
'Abi, Nouma yeter ki gelsin
İsterse orta sahaya iskemle koyarız orada oturur' diye latifeyle karışık ironi yaptığım gün geldi.
Hele Sergen'in 100. yılda ikinci kez formayı giydiğinde,
Tribüne çağırıp da,
'Söz ver bize Sergen söz ver bize' tezahüratı.
Havayı yakaladığında kimse yanaşamazdı yanına onu biliyorduk.
Velâkin,
Taraftarın Quaresma'ya vefa,
Quaresma'nın da taraftara sefa borcu vardı.
Camiamıza hayırlı olur inşallah…

*****
Tekrar işin bilanço kısmına döndüğümüzde,
Bilic'ten Şenol Güneş'e akan zaman diliminde,
Stadımızın olmama ihtimali devam ediyor.
Eldeki 2-3 ganimeti sattık.
"Allah sevdiği kuluna önce 'Kartal'ını kaybettirir,
Sonra da buldurup sevindirirmiş" mealinde bir eyleme,
Quaresma sayesinde tanıklık ettik.
Gökhan Töre satılmazsa,
İyi bir golcü alınırsaların,
Acabalarında boğuşuyorken,
F.Bahçe'nin uyum sorununa,
Ve oturmamışlığına dikkat çekerekten,
G.Saray'ın her defasında burnunu çıkarmasına illet ederekten,
Bir bilançonun hesap kesim tarihine kaldık.
Sonuç itibariyle,
Beşiktaş'ı bilemekte,
Öğrenmeyip biliyormuş gibi yapmakta,
Beşiktaş'ın bölmeye çalışmakta,
Riyaziyenin bir bölme işlemidir.
Ve bilançoya direkt tesir eder.
Hele
Beşiktaş'tan bir haber olmak,
Deneme yanılma yolu ile matematiğe dahildir ki,
Hafazan Allah bilanço falan hak getire…