Ne içiyorsanız bize de söyleyin
Beşiktaş Douglas diye bir futbolcuyla bir ara ilgilendi ya
Gözde bir spor kanalı
O Douglas’ın tanıtımını nasıl gösteriyor sporseverlere biliyor musunuz?
İki ayrı açıdan
Biri kendi kalesine gol atarken
Diğeri penaltı yaptırırken
Ben kamera şakası falan zannettim önce
Sonra baktım adamlar vallahi ciddi
Ya bunlar Beşiktaşlı yöneticilere 'Almayın' diye
İnce ironi yapıyorlar
Ya da ne içiyorlarsa kesinlikle Türk malı değil.

***
Kalleş faklar ve Nani
Nani ayağının tozuyla kamera karşısına geçip
"İnşallah hakemler top oynamama izin verirler" minvalinde kelam ederek
Sert oynayanlara prim tanınmaması gerektiğine vurgu yapmış.
Bence doğru yapmış da
Elimde değil birden aklıma Quaresma düştü.
Defalarca tekme yemesine rağmen
Buna göz yuman hakemler
Çocuğu çıldırttıktan sonra
İsyanına kırmızı gösteren zavallılar düştü
Nani kardeş!
"En etkilendiğim stat Beşiktaş taraftarının doldurduğu stattı" cümlene hürmeten
Sana naçizhane tavsiyem
Tekme ye yere düş
Ama Quaresma’ya yapılan kalleş faklara düşme emi!

***
Rahatladın mı Bilal!
10 Temmuz Cuma günkü Vatan Gazetesi’nin haberine göre
Hamza Hamzaoğlu,
Girdiği pozisyonlarda pas vermek yerine
3 kez kaleye şut çekmeyi yeğleyip
En sonunda gol atmayı başaran öğrencisi Bilal Kısa’ya
"Rahatladın mı?" diye sormuş
Aynı soruyu biz de sorsak ayıp etmiş olmayız değil mi?
Sahi rahatladın mı Bilal!?

Gövdesi uzun bacakları kısa Arda!
Gazeteciliğin duayeni kabul edilen Hıncal Uluç
Son yazısında Barcelona’nın
Xavi’nin ayrılması ve İniesta’nın yavaşlamasından sonra
Arda’yı transfer etmiş olmasını
Nokta atışı olarak göstermiş.
Doğru söze ne hacet de
Aynı büyüğümüzün
"Arda’nın bacaklarıyla vücudu orantısız top oynamasını engeller" deyip görüş belirttiği günler geldi aklıma.
Ya teknoloji ilerledi
Arda protez taktırdı da bacaklarına
Vücuduyla sorununu giderdi
Ya da futbol her zaman öyle zannedildiği gibi masada değil
Bazen de sahada kürdanla eşeleyerek oynanabiliyormuş değil mi!

***
Quaresma’ya af malzemeci Süreyya’dan geçer
Quaresma muhabbeti yine filizlendi
Herkesin ağzında aynı terennüm
"Quaresma bir gelse!"
Sayın Fikret Orman da bu konuyla ilgili bir açıklama yaptı
"Taraftar da onu çok istiyor" diye
Allah Allah!
Bu taraftar Quaresma’yı hangi zaman diliminde çok istemedi ki!
Mustafa Denizli semaları
Samet’in gelme nedeni
İnternet başında ha geldi ha gelecek nöbetleri.
Ne zaman ha!
Ama ne hikmetse her defasında göndereceğim diye omuz silkinildi.
Eeee! Şimdi haliyle bana da soruyorlar
"Ne diyorsun?"diye
Ben de cevap vereyim o zaman;
Malzemeci Süreyya affediyorsa gelsin!!!

***
Acı çekmek özgürlükse
Köşe yazarı Onur Baştürk arkadaşımız
Gündemdeki iki Arda’yı teraziye koyarak
"Hangisi daha özgür" diye bir yazı yazmış.
Kefenin birinde tiyatrocu Arda Kural
Birinde de Barcelonalı Arda Turan var.
Arda Kural’ın
"Evde olmuyor, annem beni boğuyor. Atarım yatağı kahvenin önüne orada uyurum" lafına istinaden onu daha özgür buluyor Onur.
Arda Turan’ın çok büyük sorumluluk aldığını
Omzundaki yükün daha da büyüdüğünü
Dolayısıyla özgürlüğünün kısıtlandığını yazıyor.
İyi de sevgili Onur
Özgürlük ve özgür olmak için
Tarih boyunca insanlar
Hatta devletler
İmparatorluklar
Büyük bedeller ödemişlerdir
Kanıyla, canıyla
En sevdikleriyle
Mücadele etmeden, misyon üstlenmeden
Bağlı olduğun toprağa
Kana
Bayrağa bedel ödemeden
Özgür olamazsın
Arda’nın omzundaki yük genişlemiştir ama
Bizim de futbolsever olarak beklentimiz büyümüştür.
Sen 80 bin kişinin önünde top oynamayı
Hatta gol atmanın gövdende yarattığı
Coşku selinin ne demek olduğunu bilebilir misin?
Öyle her şeyden sıyrılıp
Kahvenin önüne yatak atmakla özgür olunmuyor.
Olunamaz.
Ne güzel demiş Ahmet Kaya
"Acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimiz de."