Konu: Erdem Ulus

  1. #1

    Erdem Ulus

    UYANIN


    İki gündür bekliyoruz...
    Beşiktaş yönetimi toplansın, bir bildiri yayınlasın, basın toplantısı düzenlesin, ya da hiç olmazsa tek bir yönetici çıksın da Tolga Özkalfa denen şu hakeme ve onu oraya gönderenlere iki kelime laf etsin diye.

    Demba Ba'nın penaltısını vermeyen, Antep'in golü öncesi faulü es geçen, 3 metre çıkmış topu devam ettiren şu adama haddini bildirsin diye bekliyoruz.

    Çıt çıkmıyor.


    Yayın ihalesi, dekoder satışları derken; Beşiktaş'ı çeke çeke, rakiplerini ite ite, son 5 haftaya at başı sokanlar, 3 takımdan ikisine bizzat yol verenler, Beşiktaş - Antep maçına bir tetikçi gönderdiler. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin maçlarında gösterdikleri büyük takım hassasiyetini Beşiktaş'a karşı hiçe sayan bu zihniyet, 2 gündür uykularımı kaçırıyor.

    Hayret ediyorum Beşiktaş başkanı nasıl uyuyabiliyor.

    Pasifliği, mütevazılık makyajıyla kapatmaksa duruşunuz. Öyle bir duruşta biz yokuz.
    "Olan olmuş maç bitmiş ne değişecek" diyorsanız; siz bu ülkede futbolun nasıl oynandığını hiç bilmiyorsunuz.

    Düşünsenize aynı şeyin bu kritik haftalarda Fenerbahçe'nin başına geldiğini!
    Kaç kişinin uykuları kaçmıştı şimdi. TFF hangi özürlerle sakinleştirmeye çalışmıştı Fenerbahçe yönetimini?
    MHK hangi dersleri çıkarmıştı deklarasyon manyağına dönmüş gündemden?
    Telafisi için hangi atamalar yapılırdı bu hafta acaba?

    Aklınız alıyor mu Özkalfa'nın böylesine kritik haftada, aynı tavrı Kadıköy'de ya da TT Arena’da gösterebileceğini mesela?

    Neler olurdu bilmem ama Özkalfa diye bir hakem kalmazdı ortalıkta.
    Kalmasın da zaten.
    Bırakın hakemliğini, asıl mesleğini bile elinden almışlardı ondan.
    Soyadını bile değiştirip 'Çırak' çıkarmışlardı çoktan.

    Yazık!

    Beşiktaş sahipsiz gibi hiç ediliyor.

    Keşke sayın başkan hafta sonu Divan Kurulunda, muhalif Beşiktaşlılara gösterdiği sert tavrı, bir kerecik TFF kurullarına da gösterebilseydi.
    "Ben Beşiktaş'ın hakkını bu hakemlere yedirmem" diyebilseydi.
    O zaman, zoraki gülümseme mimikleriyle sadece alkışlamak için oraya gelenlere ihtiyaç duymaz, herkes yüreğiyle alkışlardı Beşiktaş Başkanını.

    Son 4 Hafta susalım, kötü adam olmayalım diyorum ama olmuyor.
    Divan Kurulu’nda, bakkal hesabından bile daha kötü yapılan mali bilanço savunmasını hazmedemiyorum.
    Beşiktaş camiasını aptal yerine koymaları koyuyor adama.

    Ses tonunu yükseltip, içi boş kontralarla üste çıkmaya çalışıldığını görmek; en çok da, koskoca adamların sorgulamak yerine, her cümlenin sonunda alkışlamalarını yakıştıramıyorum.
    Hadi kongreyi anladık, koskoca Divan Kurulu yapar mı bunu?

    Daha önce söyledim.
    Sen kulübü nasıl yönetirsen, hakemler ona göre düdük çalar.
    Zihniyet açıkça ortada.
    Takım istediği kadar koşsun, mücadele etsin. 33. Hafta Galatasaray'ı yedirirler mi sanıyorsun sana.

    Tolga Özkalfa Beşiktaş'ın 2 puanını hiç etti. Göz göre göre.
    Aynı oyunla rakipler tek bir puan dahi kaybetmedi.

    Uyanın!
    Şampiyonluk gidiyor.
    Yine alıyorlar elinden bağıra bağıra.

    Uyanın!
    Yazık oluyor. Beşiktaşlı olmak için direnen çocuklarımıza

  2. #2
    Yazıklar Olsun


    O meşhur 2003-2004 sezonu…

    Beşiktaş en yakın rakibi Fenerbahçe'nin bir maç fazlasıyla tam 12 Puan önünde.

    Sonra bir şeyler oluyor.

    Takım el frenini çekiyor.

    Hakemler skandal düdükler çalıyor ve dağ gibi takım, paramparça olup Şampiyonluğu teslim ediyor.

    Kimi TFF'yi, kimi MHK'yi, kimi BJK'yi suçluyor.

    Komisyonlar kuruluyor fasa fiso...

    Kimse sonuca ulaşamıyor.

    Dönemin teknik direktörü Lucescu, herkesi şok eden bir çıkışla Beşiktaş'a operasyonun içeriden yapıldığını söylüyor.

    Aynen şu ifadeleri kullanıyor Luçe...

    "Her şey yolunda giderken bir anda takım kontrolden çıktı. Mesela en güvendiğim oyunculardan Zago, maç taktiğinin tamamen dışında, anlamsızca hücuma çıkıp her maç alanını boşalttı. Defalarca uyarmama rağmen durum aynı şekilde devam etti ve biz puan kaybettik. Sonra Zago'yu odama çağırıp çok sert şekilde nedenini sordum...

    Zago, Lucescu'ya tek tek dökülüyor...

    "Hocam ben burada kalmak istiyorum fakat yönetim sözleşmemi uzatmıyor. Ronaldo'yu uzattılar beni oyalıyorlar. Bende Ronaldo gibi gol atarsam sözleşmemi belki uzatırlar. Gol atmak için bunu yapıyorum" diyor.

    Lucescu takımın o sezon tüm engellere rağmen şampiyon olabilecek güçte olduğunu fakat buna benzer yönetimsel yanlışlar nedeniyle takım dengesinin bozulduğunu söylüyor.

    Bunu yazarken Atiba'yı düşündüm.

    Beşiktaş'ın sezon başından bu yana en faydalı oyuncusu. Adam kalmak istiyor, kalmak için her şeyini ortaya koyuyor fakat muamele Zago'ya yapılanın aynısı. Veli ile uzatılıyor, Atiba oyalanıyor.

    Bu süreçte Yönetim, yabancı sınırı kalkmasına rağmen, Necip, Ersan, Pektemek, gibi, statü gereği önemini yitirmiş vasat yerliler ile de sözleşme yeniliyor.

    Atiba bu hafta kesik yedi. Sorsan sakat derler.

    Atiba sakat falan değil küstürdüler.

    Tıpkı haftalarca Sivok'a yaptıkları gibi.

    BJK.COM.TR de yazan antrenman notlarının çoğu yalan. Ümraniye'de ne huzur var ne inanç. Muhabir arkadaşların hepsi biliyor.

    Biliç'e de yazıklar olsun.

    Yönetimin takım üzerinde yaptığı her türlü yanlışa suç ortağı oldu.

    Dün akşam hiç hazır olmayan Opare'yi, hali hazırda duran Serdar'ın yerine sahaya sürdü.

    Hayırdır hoca?

    Kiralık Dany'e, bitik Eneramo'ya kimin hatırına sahip çıktın?

    Sezon sonu gidecek olan Opare'yi, hiç hazır değilken oynatmakla neyi planladın?

    Opare'nin Menajeri ile kimin ne ilişkisi var.

    Bu hafta hazırlayıp haftaya Derbide parlatma fikriniz tutmadı mı?

    Oysa Galatasaray maçında görücüye çıkacak yeni sezon için piyasa yapacaktı öyle mi?

    Serdar'a yaptığın haksızlığı, Opare'ye gösterdiğin iltiması, diğer oyuncuların kabul edemedi mi?

    Önce Necip, sonra Pektemek... Torpillin Opare'yi sahada herkesin önünde tersledi mı?

    Ve Yönetim...

    Gökhan Töre için hangi takımla anlaştınız?

    Yoksa çoktan sattınız mı?

    Son 9 haftadır bu adama ne oldu?

    Hiç merak ettiniz mi?

    Rakipleriniz her türlü manevrayla maçlarını kazanırken, senin takımın iyi oynadığı maçlarda doğranırken, Demba Ba bile dayanamayıp "Bazı insanlar çok utanmaz" diye twit atarken...

    Şu kokuşmuş düzene, çıkıp iki kelime edemediniz ya; yazıklar olsun.

    Stat yapıyoruz diye herkesin ağzını bantladınız. Her türlü gelir açığını, yıllarca temlik ettiğiniz hasılatları, üretemediğiniz değerleri ve nereye harcadığınız belli olmayan Yüz milyonlarca TL'yi Stat yoluyla meşru göstermeye çalıştınız.

    İşler iyi giderken güvenlik kameralarına bile konuşan siz, en kritik dönemde ağzınızı bile açmadınız.

    Şimdi bugün olağanüstü toplanıyormuşsunuz.

    Hasta öldü, Otopsi mi yapacaksınız?

    Biliç'i gönderip kendinizi mi kurtaracaksınız.

    Demirören'de olsa aynısını yapardı.

    Kabul edin aynı ekolün temsilcilerisiniz.

    Sonra bir fırsatını bulup bırakır gidersiniz.

    Tıpkı diğerleri gibi…

    Suçu da taraftara atmayı unutmayın sakın.

    Şu yazdıklarımdan ben bile utandım.

    Beşiktaş'ın bu hale gelmesinde emeği geçen herkesi Allah bildiği gibi yapsın.


    http://kartalbakisi.com/m/?page=haber&ID=6962

  3. #3
    Yürü Güneş'e

    Konuyu fazla uzatmayacağım.
    Beşiktaş'ın kurtuluşunun yeni bir yönetimden, köklü bir değişimden geçtiğini düşünsem de, yeni Teknik Direktör konusunda oyumu kullanacağım.

    Luce'ye saygımız büyük fakat maddi manevi doyuma ulaştı.
    Bu yaştan sonra maceraya giremez.
    Yüksek bütçeli, oturmuş bir sistemde başarı oranı yüksek olur.
    Orası burası değil.

    12 yıldır Ukrayna'da Donetsk'i çalıştırıyor.
    Sadece son takımıyla 8 Lig, 5 Kupa, 6 Ukrayna Süper Kupası 1 UEFA olmak üzere 20 şampiyonluk yaşadı. Ukrayna'da 80 Milyon Euro'dan fazla kazandı.
    Açık söyleyeyim, bu bütçeyle Beşiktaş'a hoca değil, olursa Başkan olur.

    Benim adayım Şenol Güneş.

    Jöleyi şekilli olmak zannedenler tarafından yıllarca şekilsiz ilan edilip "Tarz değilsin" dendi.
    Aslında tavrı ve tarzı futbol kültürümüzün çok üzerinde.
    Başlı başına bir futbol adamı.
    Türk Milli Takımına tarihinin gelmiş geçmiş en büyük başarısını yaşattı.

    Popilizm ve egodan çok uzak.
    Hem tecrübeli hem doyuma ulaşmadı.
    Yaşadığı tüm hayal kırıklıklarına rağmen küllerinden doğuyor. Bursaspor'u belki şampiyon yapamadı ama şampiyon olduğu sezondan daha çok alkışlattı.
    Büyük bir aksilik olmazsa, şampiyonu yenip, Türkiye Kupası Şampiyonu yapacak kanımca.

    Trabzonspor'un başındayken şampiyonluğu tescilli olarak gasp edildi.

    Sezon başında takım bulamayıp maddi yokluklar içindeki Bursaspor ile 1 senelik anlaşma yaptı.

    Bursa'yı devraldığında takım darmadağındı.
    Şampiyonlukta büyük rolü olan Batalla takımdan gitmiş, kadroya dahil edilen ve kariyerli sanılan isimler fiyasko çıkmıştı ve Bursaspor maddi açıdan berbat bir durumdaydı.

    Peki Şenol Güneş ile Bursaspor'da neler değişti?

    Kaleci Frey'di, ismi duyulmamış Harun oldu. (Altyapıdan da Onur diye bir yedek kaleci çıktı. Bana kalırsa Beşiktaş onu Şenol Güneş'ten önce almalı)
    Taiwo gibi bir baş belasını kadro dışı bırakıp adı sanı duyulmamış, Avustralya’dan bir Türk sol bek getirdi. Aziz Behich daha sonra Şenol Hoca sayesinde Avustralya milli takımında oynamaya bile başladı.

    'Batalla gitti, Bursa bitti' denilirken Josue gibi bir adamı yoktan var etti.

    Trabzonspor'da futboldan soğuyan Volkan Şen, onun sayesinde efsane bir dönüş yaptı ve kariyer rekorunu kırdı.

    Bakambu diye bir adamı şapkadan çıkarttı ve hiç oynamadığı bir mevkide oynattı. Son hafta öncesi 26 maçta 13 golü var.
    4 büyüklerin, uçuk paralara oynattığı Cardozo, Demba Ba, Sow, Burak gibi golcülerden sonra gol Krallığında 6. sırada.
    İşi de gol atmak falan değil ayrıca.

    Bir de Kral çıkarttı. Fernandao...
    Adına besteler yapılan Demba Ba 'dan 4 gol fazlası var.

    Her şey bir tarafa Şenol Hoca Türkiye'ye, Ozan tufan gibi bir değeri kazandırdı.
    Emre Taşdemir'i yoktan var etti. Serdar Aziz'i Milli takıma verdi.

    Bunların hiçbiri geçen sene yoktu.

    Unutturulmaya çalışılsa da
    2002'de Milli Takıma bir daha tekrarlanması çok zor olan bir başarı yaşattı.
    O başarının ardından bile, Türk futbolunun bu hallere düşmesinde başrol oynayan futbol baronları tarafından hakkı teslim edilmedi.
    Bir röportajında "Kırgın mısınız?" Diye sorduklarında şöyle cevap verdi.

    "2000 Yılında Milli Takımın başına getirildiğimde 'Bu ünvanı taşıyacak karizması yok' dediler.
    2002'de Dünya Kupasında 3. Olduk. 'Bu başarıda Hocanın katkısı yok' dediler.
    UEFA Yılın Teknik Direktörü seçti...
    İsteyen istediği gibi eleştirsin beni. O eleştirilerden besleniyorum.
    Çok bunaldığımda, Ay-Yıldızlı formayla savaşan çocuklarımla yaşadıklarımızı düşünüyor, gülümsüyorum.
    Küskün değilim, belki kırgınım.
    Ama kırgınlıklarımla yaşamayı da öğrendim.
    Ben size torunlarınıza anlatabileceğiniz bir hikaye yazdım. Nasıl anlatmak istediğiniz size kalmış..."

    Nokta.

    Beşiktaş ona, o da Beşiktaş'a çok benziyor.

    Görmezden geliniyor,
    Unutuluyor,
    Hakları gasp ediliyor,
    Şampiyonluğu çalınıyor.

    Beşiktaş'a bu kadar çok benzeyen bir hoca varken farklı arayışlara girmek gereksiz.

    Herkesin bir hoca tercihi var. Benimki de Şenol Hoca.

    Bestesi de dilimde.

    Madem
    Güzel günler göreceğiz Güneş'li günler...

    O zaman
    Haydi kalk ayağa yürü Güneş'e.


    http://kartalbakisi.com/m/?page=makale&ID=443

  4. #4
    Beyin Bronzlaşması


    Biliç'i kim gönderdi?
    Yerine kimi düşündü?
    Kiminle görüştü?

    Tosiç'i kim aldı?
    Sivok'u kim yolladı?
    Atiba ile kim uzattı?

    Sportif Direktör yok.
    Teknik Direktör yok.
    Menajer yok.

    Kim var?

    İnşaat Mühendisi Fikret bey.
    Demir Tüdcarı Ahmet bey.
    Turizmci Mete bey.

    Yap, işlet, devret
    Böl, parçala, yönet.

    Güneş sıcak.
    Deniz ıslak.
    Beyin bronzlaşması yaşıyoruz.

    Hocayı getirdik ya.
    Yardımcıya karar veremedik!

    İlhan hırslı değil.
    İbrahim yeterli değil.
    Sergen gönüllü değil.
    Tümer şey değil.

    Bu gidişle bizim sonumuz galiba belli değil.

    İlk sezon: Feda.
    İkinci sezon: Heba.
    Üçüncü sezon: Stat yapıyoruz ya.

    Yalanlar Beyaz.
    Gerçekler Siyah
    Şampiyonlar Sarı.

    'Laf kalabalığı yapmasın' diyen yönetici abi.
    Kısa kısa yazdım.
    Bilmem anlatabildim mi?


    http://kartalbakisi.com/m/?page=makale&ID=446

  5. #5
    Güzel günler göreceğiz Güneş'li günler...
    O zaman
    Haydi kalk ayağa yürü Güneş'e.

    ---

    Beyin Bronzlaşması 10 numara

    ---

    Şenol Güneş evet bize uyacak bir isim. Ve yine hakkı yenecek, ve çıkıp hakkını savunacak tüm sezon. 3. olduktan sonrada Bilic'de 3. yapıyordu niye gitti denilecek. Samet ile Bilic'in kıyaslanması gibi. Bu döngü devam eder. Arada süpriz bi şampiyonluk alana kadar.

  6. #6
    O...

    Hani Rıza Çalımbay'ın meşhur bir hikayesi vardır. "Beşiktaş seçmelerine üst üste 2 defa girip seçilemedim" diye. Üçüncüsünde o beğenip seçmişti Rıza'yı.

    Milli Takım yapılanması görevi verildiğinde 60 Model Otomobiliyle, tek başına tüm Türkiye'yi aylarca taradı.
    İlk keşfi, Kocaeli bölgesinden Metin Tekin oldu.

    Nerede oynarsa oynasın, kendine güvenen tüm gençlere Milli Takım kampını açtı.
    Tüm oyuncuları bizzat kendi izledi. Daha sonra Balkan Şampiyonasında oynattığı golcüsünü de bu sayede bulmuştu. Avcılar'dan Feyyaz Uçar.

    Aynı zamanda Amatör ve Ümit milli takımın da hocasıydı. Takımı Akdeniz Oyunlarına ve Olimpiyatlara hazırlıyordu. O dönem kadroya dahil ettiği Rıdvan, Sercan, Tanju, Metin, Feyyaz, Erdi, Almanya’dan Uğur Tütüneker, gibi isimleri yine onun sayesinde tanıdık.

    Genç Milli Takımla Finlandiya’ya gitmek için yola çıkmak üzereyken görevden alındı. Üstelik başarılarından ötürü Ulusal takımın başına getirilmişti. Yani sadece 24 saat süren bir A milli takım hocalığı var. O görevden alındıktan sonra federasyon da yıkıldı.
    Neden görevden alındığına dair açık bir gerekçeyi o günden bu güne hiç kimse yapamadı.

    Milli takımdan ayrıldıktan sonra Samsunspor'un yolunu tuttu.
    Büyük transferler yaptığı halde, ligde sonuncu olan bir takımı devir aldı.
    Genç milli takımdan da öğrencisi olan Yolspor’un amatör futbolcusunu direkt santraforu olarak oynattı.
    O günlerde adını söylemeye bile utanan o çocuğu, Dünya Futbolu 9 yıl sonra, Avrupa Gol kralı Tanju Çolak olarak tanıdı.

    Daha sonra küme düşen Antalyaspor'un başına getirildi. Takımın bir kaç iyi oyuncusu da kaçıp gitmişti.
    İstanbul'dan çağırdığı ve kimsenin tanımadığı gençlerle, takımı bir yıl sonra na mağlup şampiyon yaptı.
    O dönem kalecisi Fikret Yılmaz'ın evlenmesine ön ayak oldu.

    Nikah şahitliği yaptı ve Burak Yılmaz'ın doğumuna da vesile olmuş oldu.
    Kime dokunduysa bir şekilde yıldıza dönüştürdü yani.

    Türkiye'de 1985-90 yılları arası üç yabancı oynayabiliyordu. O zamanlar Yugoslavlar revaçtaydı. Bir açıklama yaptı. "Benim çalıştırdığım takımda yabancı futbolcu olmayacak, kendi yetiştirdiğim Türk çocuklarıyla devam edeceğim" dedi.
    Yine başarılı bir şekilde yoluna devam ederken, sezon ortasında görevden alındı ve Antalyaspor küme düştü.

    Beş sene takım 2. Ligde oynadı.
    Beş sene sonra yeniden Antalyaspor 1. Lige adını yazdırırken takımın başında yine o vardı.

    O dönem Antalya'da genç bir kaleci keşfetti. Takım arkadaşıyla trafik kazası geçirmiş, arkadaşı ölmüş genç kaleci ağır yaralı kurtulmuştu.
    Ameliyatı için İstanbul'dan doktor getirdi. Cam kesikleri nedeniyle dağılmış yüzüne "Kendini böyle görmesin" diyerek estetik yaptırttı.
    Kalça kemiği kırılan, "Oynayamaz" raporu verilen ve hayattan soğuyan bir genci yeniden kazanıp, futbola
    kazandırdı.

    Daha sonraları o kaleciyi Beşiktaş'a önerdi. Fakat ısrarına rağmen oynayamaz raporu yüzünden aldıramadı.
    Yılmadı.
    Dönemin Fenerbahçe başkanı Hasan Özaydın'a gitti.
    Aynı gerekçeyle geri çevrildi.
    Israr etti.
    Kefil olur musun? Diye sorduklarında tereddütsüz kabul etti ve senet imzaladı.
    Daha sonra Türk Milli Takımı kaptanlığı ve Barcelona'ya kadar uzanacak olan Rüştü Rençber hikayesinin doğuşu, onun sayesinde oldu.


    Kahramanmaraş 1. Ligdeyken. “Çoluk çocuk” diye tabir edilen takımla Fenerbahçe elinden zor kurtuldu, maç 0-0 bitti. Galatasaray’la tarihi Neuchatel maçının üç gün öncesinde oynadılar, Erman Toroğlu’nun yönettiği maç 1-1 bitti. İki golleri ofsayt diye sayılmadı. Maraş'ta, Santrfora genç bir oyuncu kazandırdı. O isim de Abdullah Avcı.


    Sefa Sirmen başkanlığındaki Kocaelispor’a gitti. İlk idmanda futbolculara E-5’i gösterip, “Bu yol nereye gider?” diye sordu.
    “İstanbul’a gider, Gebze’ye gider,” yanıtı aldı. “Hayır, bu yol Avrupa’ya gider,” dedi. “Bugün burada işe başlıyoruz, siz Avrupa’da top oynayacaksınız,” dediğinde ona "Deli" dediler.
    Sonuçta Kocaeli'yi Avrupa’ya götürmek onun başlattığı yapıyla Güvenç Kurtar’a nasip oldu.

    O takıma Saffet Sancaklı'yı almak istediğinde, Sefa Şirmen, “Saffet Sarıyer’de iyi oynayamıyor, bizde oynayabilir mi acaba?” diye endişesini belirtti.
    Sefa Bey’le yıllar sonra bir düğünde karşılaştığında, “Hocam Saffet’i büyük takımlara satarak elde ettiğim bütçe sayesinde yıllarca Kocaelispor’u yönettim. Allah senden razı olsun" söylemi ona yetti.


    Derwall Türkiye’ye geldiğinde Galatasaray'da onu yardımcısı yapmak istedi. Bütün şartlarda anlaştığı halde kontrat imzalamak üzere Alp Yalman’ın işyerine gittiği gün saatlerce bekletildi. Bunun sebebini sorduğunda, “Sizi tanımıyorum,” diye bir cevapla karşılaştı. 1984-85 sezonunun ortasında Antalyaspor’u çalıştırmaya başladığında İstanbul’da Galatasaray’ı 2-1 yenip Alp Yalman'a kendisini tanıttı.


    "Bobby Robson ve Derwall’den gördüğüm iyiliği kimseden görmedim" diyor.
    Eğitim için gittiği İngiltere’de Bobby Robson’la birlikte çalıştı. Ona “Türkiye senin değerini bilmiyor, bizim ülkemizde olsaydın dünya çapında bir teknik adam olurdun" itirafında bulundu.

    Derwall onun için "Dünyada tanıdığım en iyi 10 Futbol adamından biri fakat ne yazık ki Türk" dedi.

    Ali Şen'in onun hakkındaki yorumu ise biraz ilginç. "Hocam biraz kafayı çalıştırsan, İstanbul'da 2. Köprü senin olurdu" ifadesini kullandı.

    Kafayı tersten çalıştırmadı.
    Hiç taviz vermedi.
    Ahlak ve Namusu hep ön planda tuttu.
    Kendini futbola adadı.
    40 yılı aşkın spor yazıları yazdığı Cumhuriyet Gazetesinden geçtiğimiz aylarda ayrılmak zorunda bırakıldı.
    Bu onu çok acıttı.
    Benimle birlikte BJK TV'de 5 Yıl boyunca programlar yaptık.
    Şimdi konuk bulamadıklarında ara sıra çağırıyorlar.
    5 kuruş almıyor.
    Kendi imkanlarıyla gidip geliyor.
    Kırılıyor, darılıyor ama küsüp bırakmıyor.
    Taş olsa çatlar.

    Beşiktaş Özkaynak düzeninin Hamdi Serpil Tüzün ile birlikte en önemli iki temsilcisinden biri...

    Kim mi?

    Hürriyet Gazetesinin 9. Sayfasına dün şu ilanı veren kişi.

    "40 Yılı aşkın, Pro Lisanslı Teknik Direktörlük tecrübemle 2015-2016 sezonu için, tüm liglerden gelecek teklifleri değerlendirmeye hazırım."
    Adnan Dinçer.
    Teknik Direktör.

    Bir teknik adamın İş ilanı sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
    Türk futbolunun Ölüm ilanıdır.



    Not: Yazıda yer alan bazı kişisel bilgiler Adnan Dinçer'in Fethi Aytuna'ya vermiş olduğu röportajdan alınmıştır.


    http://kartalbakisi.com/m/?page=haber&ID=7624