Maç saati yaklaşıyordu..İzmir Atatürk Stadı’nın etrafındaki kuyruklar azalırken kara kara düşünüyordum.. Gelmeyecekler işte.. Gelirlerse beni dışarıda bırakmazlarmış.. Öyle demişti Devrim.. “Ne şanslısın takım ayağına geliyor” “İyi de bileti nereden bulacağım.. Param yok ki” “İstanbul’ dan gelenler olacak.. Optiği sor.. Durumunu anlat.. Seni dışarıda bırakmaz”.. Artık hava iyiden iyiye kararmış, polis, simitçi ve köfteciden başka etrafta kimse kalmamıştı.. Takım cezalıydı, Trabzon ile İnönü’de oynamamız gereken maçı federasyon İzmir’e aldığında duyduğum sevinç yerini hüzne bırakmaya başlamıştı ki karanlıktan sesler yükselmeye başladı.. “Oğlum bir kere de maç başlamadan içeri girelim be”.. Öteki “Beşiktaşııım sen çook yaşaaaaa.. Canım fedaaaa olsun sanaaaaaa” Kesin onlardı.. Saydım.. Toplam 7 kişi.. Nasıl bir deplasman otobüsüydü bu?.. Şimdi bunu düşünmenin zamanı değildi.. Yaklaştım.. Bir insanın lakabının optik olması için bence gözlüklü olması gerekirdi.. Yok.. Tamamı gözlüksüz.. İçlerinden en uzun boylu olanı liderleri gibiydi, sordum.. “Abi ben Optiği arıyorum, İstanbul’dan gelecekti”.. “Benim”.. İçime açıklayamadığım bir güven duygusu gelmiş, rahatlamıştım.. Durumumu anlattım ve sordum “Fazla biletiniz var mı?” “Yok gözüm ne gezer”.. Yine hüzün.. İçlerinden bir kolunun çolak olduğunu fark ettiğim diğeri lafa girdi “Sahi Optik ne yapacağız?” Beriki bir hışımla “ Karaborsacı patlatalım” dedi.. Optik, soran gözlerle bana baktı.. “ Yok abi, kaç saattir buralardayım ben, hiç görmedim” “Gelin benle”.. Peşine takıldık.. Tek sıra ilerledik.. Maç artık başlayalı 15-20 dakika oluyordu.. Turnikelerin önündeki polis sayısı azalmıştı.. Yaklaştık.. Bilet gişesinin önünden transit geçince biletçi bağırdı.. “Hooop nereye” .. Optik devam etti.. Arkasından biz.. Turnikenin önündeki memurla konuşmaya başladı.. En arkada kalmıştım ve konuşulanları net duyamıyordum ki Optik bağırdı.. “İstanbul’dan geldik, girmeden dönmeyiz!” İşler pek iyi gitmiyordu.. İçeriden bağırışlara koşup gelen amir, ne olduğunu sordu.. Pazarlık başladı.. Olumlu sonuçlanmasında amirin BEŞİKTAŞLI çıkmasının payı büyük oldu.. Turnikeden bir bir geçerken sıra bana geldiğinde memur beni durdurdu.. “Sen nereye” “Eee şey İstanbul’dan geldik” Parola bu değil miydi?.. “Amirim bu yalan söylüyor, sabahtan beri buralarda geziniyor bu”.. “Yapmayın amirim hepsi girdi” .. Optik içeriden koşarak geldi.. “Amirim kardeşim olur.. Burada öğrenci, bizi bekliyordu” İçeri girdim.. Merdivenlerden çıkarken gözlerimin dolduğunu hatırlıyorum.. Yanına yaklaştım “saol ABİ”.. “Lafı olmaz kardeşim”..

Biz İstanbul’ dan sekiz kişi gelmiştik..

Timur Ozan ÖZAY