Konu: Bize Beşiktaş'lılığı Öğreten Adam

  1. #1

    Bize Beşiktaş'lılığı Öğreten Adam

    İlkokuldayken teneffüslerde yapılacak iki aktivite vardı:
    Kızlar ve kız ruhlular için yakalamaç, erkekler için ise top oynamak.
    Top oynayanlar kendi aralarında üçe ayrılırdı.
    Meşin topla oynayanlar, plastik topla oynayanlar ve kola kutusuyla oynayanlar.
    Kola kutusu?!

    Evet, bildiğiniz içi boş kola kutusu...

    Meşin topla oynayanlarda ilk ve en önemli kural
    topun sahibi olan çocuğa hürmet ve onun oyunun
    her dakikasında ‘haklı’ olduğunu bilmekti.
    O nerede düşerse düşsün, penaltıydı.
    Golleri hep o atmalı, pasları hep o almalıydı.
    Plastik topla oynayanlar da enteresan çocuklardı...
    Kendilerince ‘yetenekli’ olanlar oynar,
    diğerleri kenardan oynayanlara gıpta ederek bakardı.
    Oyunda biri düşse-sakatlansa yerine yenisi hazırdı.
    Öyle ki çocuk acılar içinde kıvranırken
    “Sen çık filanca girsin” diyecek kadar hırslılardı.
    Oysa kutu kola ile oynayanlar öyle miydi?
    Biri sakatlansa oyun durur, herkes başına toplanır,
    düşeni ayağa kaldırmak için herkes bir yerinden tutardı.
    Onlarla top oynamak için ‘yetenekli’, paralı ya da top sahibi
    olmaya gerek yoktu, arkadaş olmak yeterliydi.

    Velhasıl benim gibi arıza tiplerin ayağı
    ilkokul boyunca ne meşin ne de plastik top gördü!
    Kaderin cilvesine bakın ki biz, yani bütün kola kutusu
    peşinde koşanlar Beşiktaşlıydık.
    Önceleri ‘tesadüf’sandığımız bu rastlantının aslında
    Beşiktaşlılığın ta kendisi olduğunu sonradan anladık.
    O’nun sayesinde!
    “Beşiktaş, takım maç kazanıyor, kupa kaldırıyor diye tutulmaz.
    Beşiktaşlılık bir değerler manzumesidir ve bu değerler
    yüzünden Beşiktaşlı olunur” derdi.
    Dünya futbol literatürüne ilk kez o sokmuştu, ‘Şerefli İkincilik’ kavramını...
    Para babaları futbol kulüplerini milyarlarla yönetirken o itibarı ile yönetmişti.

    Beşiktaşlılık bir futbol kulübü taraftarlığı değil; bir sevdaydı,
    bir duruştu ve benim jenerasyonumun başına
    bu sevdayı saran Süleyman Seba’ydı.

    Alnı öpülesi futbolcu, eli öpülesi başkan...
    Onu unutmak imkansız, hatırlatmak ise haddim değil...
    Benimkisi sadece bir teşekkür!
    Süleyman Seba, bugün 88 yaşında.
    Doğum günüydü dün...
    Adama hasret bu topraklarda, adamlığınla yaşa...


    Candaş Tolga IŞIK

  2. #2
    Yazıda sanki kendimi gördüm İlkokul boyunca kola kutusuyla yaptığımız maçlar hala gözümün önünde, yazıyı okuyunca şöyle bir düşündümde galiba hayatımda yaptığım en zevkli maçlar onlardı.Kola kutusuyla maç yapmak zevkliydide ayakkabıları yırtıp pederden dayak yemek uzun bi süre yırtık ayakkabılarla gezmek pek zevkli değildi.Sonra biraz büyüdük ortaokul seviyesine geldik ve plastik top dönemine geçildi plastik top her patladığında arkadaşlarla harçlıklarımızı birleştirip yeni bir top ancak alabiliyorduk belki o parayla simit yada tost vs. alıp karnımızı doyurabilirdik ama ruhumuz aç kalırdı top oynamadan vakit geçiremezdik.Sonra dahada büyüdük lise çağına geldik meşin yuvarlakla tanıştık o gün bugündür meşin yuvarlak hayatımızda var olmaya devam ediyor bana sorarsan meşin topla keşke hiç tanışmasaydım keşke hep kola kutusuyla, plastik topla oynayabilseydim belki o zaman hala Rızalar Metinler Aliler Feyyazlar Beşiktaşımızda oynuyor olurdu.
    Konu Metin Balci tarafından (14 Nisan 2014 Saat 10:06 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    çok güzel yazmissin eline sağlik

  4. #4

  5. #5
    İcerik bana ait değil beylerr candaş reyiz'in yazisi kendisi sağlam Beşiktaş cocugudur

    Discovery cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

  6. #6
    Harika bir yazı yüregine saglık


    Sent from my iPhone using Tapatalk