Konu: Gün doğdu ve mücadele !

  1. #1

    Gün doğdu ve mücadele !

    Gün doğdu..
    Nasıl bir karanlıktan çıktığımı fark edemeden,güneşi en kavurucu yanıyla hissetmeye başlıyordum.
    Her doğan güneş, yeni umutlar barındırır dediler bize, hep umutla bahsediyorlardı bu hadiseden.
    Yeni umutlarla başlamıştım yine güne, ee büyükler söylemiş, itaat etmek düşer dedik, düşmüştük yine uzun metrajlı yollara.

    Sıradan ilerleyen gün, kendi çapında vaat ettiği umutlarla, daha öncelerinde uyarıda bulunulmayan tehlikelerle kucaklıyordu beni.
    Herkese umutla doğan gün, bir bana mı tehlikeleri yaşatıyor? diye sormaktan alıkoyamadım kendimi önceleri.
    Başıma gelen hadiselere şaşırıyor, bahsedilen umudu yaşayanları imrenerek izliyordum.
    Herkes kendi tasını, başkasının tasının doluluk oranına bakmaksızın hunharca dolduruyordu.
    Kimsenin derdi değildi komşunun açlığı, tokluğu..
    Bense öylece izliyordum bu hengameyi.
    Belkide herkes doysun, ben kalanlara tamah ederim kafasındaydım, bilmiyorum.
    En ağır kavgalar ekmek kavgasında çıkar dememişlerdi o günün umutlarından bahseden büyükler..
    Bense görerek, o kavgalara girerek öğrenmiştim bu açlık oyunları serisinin en can alıcı bölümünü..
    Şaşırmam, açlığımın seviyesini aşacak gibi olmuşken irkildim bir anda ve o kavgaya girmem gerektiğini düşündüm.
    Gücüm güçleriyle şova kalkmış, iki tas çorba için dört nala şaha kalkmış adamlara yetmiyordu.
    Günün sonu mu? Aç kalmıştım..

    Gün geçtikçe dayanma kuvvetim daha da artmıştı bu kavgalara.
    Girdiğim kavgaların neredeyse yarısını galip bitiriyordum..
    Artık hanemde bekleyenler aç değil, bir sonraki kavganın ganimetlerinin hayalini kuruyorlardı..
    Git gide güçlenen bünyem, artık girdiğim hiç bir kavgadan mağlup ayrılmamayı ön görüyor, aksi bir ihtimale fırsat bile vermiyordu.
    Zaman ilerliyor, azametimden o da korkuyor olacak ki, ilerlerken bile benden icazet alıyordu..
    Artık kaybetmek yoktu bünyede. Her bir kavga habercisi, girilmeden doğuruyordu zafer çığlıklarını..
    Ben benliğimi kaybetmiş, kılıç çekmenin hainlik sayıldığı mücadelelerde spartacus'ü oynuyordum.
    Kendime hakim olmak bir yana dursun, cihan padişahları korkarak geliyorlardı haneme.

    Zaman geçiyor, kavgaların sayısını saymayı bırakan eş ve dostlarım, kavgalarımda gerçekleşen aç ve can kaybını hesaplamak için muhasebeci tutuyorlardı.
    Bir gün geldi ki, hiç bir açlık oyununa girmiyor, o gün kimse eğer karşımdaki, kavgaya girmeden bütün ganimeti önüme seriyordu.
    Kavganın ne olduğunu unutmaya başlamıştım ki, bir düşünce gark oldu zihnime. Ve bu öyle bir düşünceydi ki, beraberinde dökülen damlalar saçılmıştı göz altlarıma..
    Kaybetme riski olmadan kazanmanın bir işe yaramadığını, mücadele hissi olmazsa, kazanılan ne olursa olsun bir lezzeti kalmadığını fark etmiştim.
    Spartacus kıvamında yaşayan ben, bütün kudretinden muaf bir şekilde hüngür hüngür ağlıyordum..
    Kazandığım itibar, sahip olduğum o kudret hiç bir işe yaramıyordu üstelik.
    Bir peçete vazifesiyle bile silemiyordu hiç biri gözyaşlarımı.

    O gün anlamıştım mücadelenin gücünü.
    Mücadele etmenin sebebini kazanmak olarak gören ben, aslında kazanmanın mücadele etmek için bir sebep olduğunu düşünüyordum artık.
    Sahi insan bir savaşı kazanmak için mi mücadele eder? yoksa mücadele etmek için, edebilmiş olmak için mi bir savaşa girer?
    O gün anlamıştım bunun ne demek olduğunu..
    Ve ben o gün, mücadele gücünün hiç bir etkisi olmadığını, elinde kaç tank, kaç tüfek ya da kaç kılıç var bir önemi olmadığını anlamıştım..
    Mesele sadece mücadele etmekmiş, bir amaç uğruna mücadele etmek.
    Amaç ne olursa olsun, o amaç uğruna gerekirse canını vermek..

    Mesele mücadele etmekmiş.
    Ne bir zaferi kazanmak, ne bir ganimeti tümüyle toplamak..
    Sadece mücadele..


    ----------------------------------------------------------------

    Yeni bir sezon öncesindeyiz ağabey ve kardeşlerim..
    Tüm bu söylemiş olduğum ve söyleyeceklerimi transfer konularından muaf tutarak söyledim-söylüyorum.
    Mevzunun tam idrak noktasına az da olsa, belkide haddim olmayarak dokunmak istediğim için böyle bir yazı yazma ihtiyacı hissettim.
    Kusurum olduysa affola.

    25 yıldır bu hayatta ikamet etmekteyim. Hayatım boyunca görmüş olduğum sportif-iş hayatı ve arkadaş hayatınca nice ayak oyunları oldu.
    Şöyle bir bakıyorum da, ali cengiz oyunlarıyla kaybettiğim hiç bir kayıp üzmemiş beni bunca sene..
    Tam da bunu yazarken büyük başkan SÜLEYMAN SEBA'nın sözü geliveriyor aklıma;"Şerefli ikincilikler.."
    Sizi aza tamah ettirip, çoğu bulmama konusunda telkin vermek gibi bir niyetim yok yanlış anlamayın.
    Aksine aza tamah etmeyip,çoğu aramak adınadır benim bu yazımın gayesi.
    Fakat bu "çok" kavramının neye, kime ve hangi kriterlere uygun olup olmadığını tartışma niyetiyle karaladım üç beş bir şey.

    Bilirsiniz, biri bir iş için uğraşırken, bir diğerinin o işe elini sürmeyip sürekli eleştirmesi ve uğraşan kişiyi karalaması sıkça başımıza gelir.
    Şunu da itina ile belirteyim;bu yazımda ve az önce kurduğum cümlede "biri bir iş için uğraşırken" ki uğraşan kişiyi yönetim, "sürekli eleştirip karalayan" kişiyi de yönetim karşıtı kişiler olarak adlandırmadım.
    Tamamen yönetimden bağımsız,sadece taraftar bazında bir yazıdır benim bu yazdığım.

    Maddi destekten daha çok manevi destek hakimdir uzun vadede. Herkes yeteri kadar, hatta durumu yettiğince abartarak da desteğini veriyor maddi anlamda. Benim sizlerden talebim tamamen manevi destek!
    Yeni stadımız olana kadar hangi statta olacaksak, yeni stadımız olduğunda kendi mabedimizde, kendi oturduğumuz semtin kahvehanesinde, okullarımızda , dernek ve oluşumlarımızda, kısacası Beşiktaş'a gönül vermiş bu kalplerin atabileceği ne kadar ortam varsa, her anlamda savunup destek vermek olmalıdır gayemiz.
    Mücadeleyi sahada olan 11 kartala bırakmayarak, 12. adam olmayı üstlenelim istiyorum.
    Stat içerisinde sahada mücadele eden kartallara tam destek, maç sonu eğer bir eleştirimiz var ise o zaman bunu sergilemek gerek.

    Muhalefet, başarıya giderken en çok ihtiyaç duyulan olgudur.
    Bunu yapacağız. Her ortamda ve her şekilde değil ama! Atıyorum maç sonu yapacağız bunu.
    Dakika 25, 0-0 giden bir maçta yönetim istifa diye bağırmayacağız mesela.
    Ya o koltukta kim oturursa otursun,benim sevdam o koltuğun ta kendisine, hangi kulübün, hangi aşkın koltuğu olduğunu bilmemden ötürüdür sevdam.
    Fakat o sahada mücadele eden 11 kartalın psikolojisini düşünerek, hali hazırda mücadele içerisinde olan futbolcularımıza, "bizde bu mücadelede varız!" mesajı vereceğiz.

    Önce kendi adıma, sonra da tanıdığım ve bildiğim o esaslı Beşiktaş taraftarı adına söyleyebilirim ki; bizim derdimiz kupa-madalya-şampiyonluk vs. değil.
    Biz o mücadelenin hastasıyız be abi.
    Biz o mücadele ile doyuruyoruz sevgisizlikten acıkan yüreklerimizi.
    Beşiktaş aşkıyla girilen kavgalarla vücut buluyoruz ruhani hayatlarımızda.
    Tek amacımız mücadele..

    Kupa ya da şampiyonluk bir isim, bir etikettir başarı yolunda.
    E bakıyorsun, mücadeleyi saha dışına çıkaranlar da bu etiketi yapıştırabiliyorlar utanmadan ve gerine gerine gezerken açtıkları göğüslerinin ortalarına?
    Demek ki bizim derdimiz bu etiket değil.
    Biri düşmüş şampiyonluk derdine, diğeri diyor ki bu yıl dördüncü yıldız için mücadele edeceğiz.
    Gökyüzündeki bütün yıldızlar benim ey başarı açı, şan şöhret budalası adamlar!
    Bütün galaksi benim! Bütün yıldızlar, kuyruklusu kuyruksuzu!
    Hepsi benim önüme serildi Beşiktaş ile..
    Çünkü ben Beşiktaş aşkıyla hayat bulmuşum," Hayatta Beşiktaş " demişim, neyin derdine tasasına düşeceğim.

    Beşiktaş bu hayatımda vuku bulduğu sürece, varlığını benim varlığımdan esirgemediği sürece mücadelem hep devam edecek.
    Yıldız, kurdale peşinde koşmak bir yana, elimin bir tersiyle iteceğim onları emin olun.
    Ben bu takım uğruna edilen mücadelelerin, bu takım uğruna girilen kavgaların hastasıyım çünkü.
    Şampiyonluğun da anasını..
    Yıldızının da babasını satmışım ben..
    Sen neyin derdindesin?

    O yüzdendir ki;

    Girdiğim hiç bir mücadeleyi senin şampiyonluğun için yapmayacağım Beşiktaş.
    Sırf senin için mücadele etmiş olmak yetecek bana bu ömrümde.
    Bundan önce yettiği gibi...

    Sonuç ne olursa olsun,o kutsal dakikalar geldiğinde, sağcısı da, solcusu da kaldıracak sol yumruğunu havaya..
    Ve diyecek ki;

    "Gündoğdu,hep uyandık statlara dolandık..
    Beşiktaşın uğruna bayraklara dolandık.."

    Senin uğruna Beşiktaş..
    Ne yapmışsak, ne yapacaksak , hepsi senin uğruna olacak..

    Sözünden dönen namert olsun!Bilal Taşçı
    10.07.2014

  2. #2
    Böyle bir yazı foruma gerekiyordu, eline sağlık.

    Sevinmek için sevmedik biz seni,
    Sen yenilmişsin umrumda değil ki,
    Şereftir bu yolda seninle yürümek,
    Hep kol kola,
    Bir gün değil, her gün Beşiktaş!

    Skickat från min GT-N7105 via Tapatalk

  3. #3
    Teşekkür ederim Sergen kardeşim.