Sanıldığından daha fazladır gizliye merak sarmak,


rdelemek,
kılıfına uydurup yalanlar üretmek.

Biliriz ki,
saklı ve sırlı kutular iştah açıcıdır.

Ve biliriz ki
insanlar bilmeden eteğindeki taşları dökerler aslında.

Gizliye yorum yapmak,
bilinçaltındaki tüm düşünceleri ortaya çıkartır.
Maalesef dedikodu insanın genlerinde vardır
Ve magazin herkesin “hoşundadır”
Bunlar yaşanırken
insanlar adeta yağlı ipe gönderilir,
şuursuzluk tavan yapar

Ve ben her okuduğumda yazana içimden sorarım
‘’Dost musun?’’
Yoksa “ eski kaşarlı “ tost musun?

Ya dostsundur ki,
ölümüne savunma yaparsın
Ve bilirsin ki
Yapılan yakıştırmalar kifayetsiz ve asılsızdır.
Zoruna gider
yıllardır abi dediğin adama
düşünsel işkence yapılmaktadır.
Kanına dokunur,
onun için cebelleşirsin
isyan edersin “Ulaaan!” diye bağırasın gelir.

Ya dost değilsindir ki, bu gayet normaldir.
‘’Herkes birbiriyle dost olacak ‘’ diye bir kanun yoktur,
hatta tanımayabilirsinde.

Tarafsız kalıp doğru ortaya çıkınca ancak - belki yorum yaparsın.
En azından diğerleri gibi her denilene inanmaz
rüzgâra, gaza gelmez
hatta “yok daha neler, hayatta inanmam, buna kargalar bile güler” diye yorumlar yaparsın.


Ama bir deee!

Dost gözüküp
“dost yüzlü, dost gülücüklü”
alnından ateş alıp cigarasını yakanlar vardır ki
onları çözemezsin
işte en derin kaygım da budur.

Şahsımla ilgili müspet menfi tüm yorumlara sessiz kalmayı yeğledim.
Biliyorum ki,
bazıları bilgi kirliliği
bazıları da gönül kirliliğiydi.
Hiç takılmadım oralarda.

Sokaklarda, büyük okyanuslarda nefes almayı denedim.

Rant, jant, bilet, çArşı, para dediler
hep gülüp geçtim
ama asla “yüz yüze gelmekten geçmedim”
-Su akardı ve yatağını bulurdu.

Ben ve arkadaşlarım bu tribüne giriş yaptığında ne Süleyman Seba, ne Serdar Bilgili, ne Yıldırım Demirören ne Fikret Orman başkandı.
Dedim ya:’’Su akar yatağını bulurdu’’
Ama baktım ki, söz kifayetsiz olunca
bedenden sapmış
kaburgamın tam ortasına saplanmış.

Kapalıya!!!
Çocukluğumun en büyük heyecanına
gençliğimin onur ve şerefine
olgunluğumun emeğine, göz nuruna, burnumun direğine
Ve yaşama biçimime,
dil uzatılmış,
burun kıvırılmış
the end denilmiş.
-artık kapalıdan ses çıkmıyor raconu kesilmiş...

Evet , doğrudur yönetim garip bir politika içine girmiştir
bütün tribünlerin fiyatı indirilirken bizim kapalıya bindirilmiştir.

Galatasaray maçında bilet fiyatları hakeza aynı şekilde ciddi paradoks yaratmıştır.

Hepsine ben de gücendim.
Olanlara anlam bile veremedim.
Kırıldım ve hayal kırıklığı yaşadım.

Ama taaa çocukken bana öğretilen
Bir anayasayı da hiç unutmadım.
Galatasaray ve Fenerbahçe maçlarında şartlar ne olursa olsun “kapalı terk edilmez”.

Eskiler çok iyi bilir
Vakti zamanında ’10 kişi kalsak da, kovalarız gene” diye bir beste vardı
O beste boşu boşuna mı yazılmıştı acaba…

Yaşıyor mu bilmem
bi Kemal abi vardı…
Ben ufakken bana hep göz kulak olurdu ve derdi ki:
-Polis coplamaya kalkarsa ellerinle stadın demirlerine yapış, sırtını dön.
-Fenerli taşlamaya kalksa göğsünü siper et , ama asla kapalının kuyruğundan çıkma.

Hadi hepinize iyi pazarlar…

2012 -Alen Markaryan