Lige verilen zoraki ara, Beşiktaş’ın kolektif açıdan kendisini yenilemesini, fiziksel açıdan da kendisini resetlemesini sağlamış. Sosa’nın pasta üstündeki çilek değil de dondurmanın üzerindeki çikolata sosu etkisi hissi yaratan golünü masaya yatıralım:

2 hafta önce Başakşehir karşısında Sosa benzer şekilde örümcek ağı tipi verkaçlarla rakip ceza alanına inmiş ancak son vuruşu dün gecekinin tam tersine kötü yapmıştı. Çünkü o verkaçlardan sonra son ideal vuruşu yapabilecek hali, mecali yoktu. Kasımpaşa karşısında ise sahada ilk geldiği dönemdeki parlak futbol beyniyle usta ayaklarını % 100 verimle senkronize ederek Beşiktaş’ın orkestra şefi olarak fark yaratan özlenen Sosa’yı izledik. Sağda başlayan Sosa, her ortaya kat edip topla buluştuğunda adeta oyunu kendisi yazmış gibi okudu, arkadaşlarına da okuttu.

Fiziksel ve ruhsal yenilenme etkisi Ba’nın golünde de kendisini gösterdi. Sosa’nın derinlemesine dikey pasında asıl etkileyici olan Olcay’ın topun üstünden atlama anındaki feykiydi. Beşiktaş için sezonun kalanında belirleyici olacak 2 ana faktör Sosa’nın tekrar oyun lideri olması ve ona bağlı olarak Ba’nın gol ustalığını konuşturmaya yeniden başlaması. Misal yine Başakşehir maçında Ba benzer pozisyonlarda aynı fiziksel keskinlik ve dar alandaki kıvraklığı sergileyemeyecek kadar yorgun ve hamdı. Dün gece ise kaleciden sıyrıldığı pozisyondaki keskinliği, Ba’nın son 1 aydaki en büyük eksiğiydi.

Fizik-kondisyon-beceri üçgeninde Beşiktaş’ın tabii ki en büyük sorunu sakatlıklardan dolayı bir türlü istikrarlı şekilde “gol demek” olamayan Pektemek’ti. Dün gece ise Olcay’la beraber “3. alanda ne kadar hareket, gol yollarında o kadar bereket” stratejisini sahaya yansıtan Pektemek’in performansı iyi, aşırtma asisti ise iyiden de öteydi. Pektemek, Sarıyer’den beri bu tip ekstra fark yaratan hareketleri kafada kurgular, zaman zaman da yapardı. Ancak Beşiktaş kariyerinde müzmin talihsiz sakatlıklar, fiziksel özgüvenini sekteye uğrattığı gibi sakatlıkların üzerinde yarattığı baskı bu tip “ince iş”ler yerine telaşlı driplingler yapmasına neden oluyordu. Mustafa kendisinde ısrar eden Biliç’i sevindirdi. Ayrıca sakatlanmadan 90 dakikayı bitirerek annesini de mutlu etti.

Önder Özen hocanın işi zor. Beşiktaş eski futbol direktörü olarak kurulmasında-gelişmesinde büyük rol oynadığı takıma karşı yeni takımı çok halsiz, kırık dökük bir oyun sergiledi. Beşiktaş altyapısı çıkışlı Adem ise adeta hem kendi ayağına hem de takımdaşlarının ayağına tekme atarak takımını 9 kişi bıraktı.

Beşiktaş bu rakibe karşı, son 1 aya göre iyi oynadı, toparlandı. Ancak sezon başında 2. Feyenoord maçıyla başlayıp ilk yarının sonuna kadar süren “Biliç Yükseliş Dönemi” enerjisi, etkinliği seviyesinde değil. Töre yoktu ama zaten son maçlardaki Töre de bireysel formunun zirvesinde değildi. Ancak bu farklı galibiyet hem kolektif hem de bireysel açıdan şampiyonluğu getirebilecek form zirvesine ulaşmak için moral verici ve ateşleyici olabilir.


Ali Ece
Kaynak:
http://www.aliece.com/2015/04/reset-sosaya-ver-devam-et/