Temmuz’da sezonu açmak, şampiyonluk yolundaki rakiplerinden daha çok maç yapmak, 2 kulvar vs derken hem oyuncular hem de teknik heyet yorulmuştu. Ancak hedeflere varmak adına sezon daha yeni başlıyor!

O yüzden hem takımı, hem de taktik planı resetlemek gerekiyordu. Çünkü Biliç’in Beşiktaş’taki A planı olan 4-2-3-1 Atiba ve Sosa’sız işlemiyordu. Eksikler, oyuncular, kondisyon derken sistem de yorulmuştu.

Biliç dün Ankara’da sistemi resetleyerek başladı. En doğrusunu yaptı. Çünkü Sosa gibi 10 numara mevkisinde hücumu merkezden yönetecek-yönlendirecek bir oyuncunuz yoksa 4-2-3-1 işlemez, oyuncuları ekstra yorar ve sistem de yorulur! Misal Del Bosque, Beşiktaş’a geldiğinde kadroda 10 numara oynayabilecek 3.5 oyuncusu vardı: Sergen, Tümer, Ahmed Hassan ve Pancu. Ancak tarihin en başarılı hocalarından birisi olan İspanyol teknik adam, selefi Lucescu’dan farklı olarak 3’lü savunmayı benimsemeyince ön tarafta merkeze fazladan 10 numara koyamadı. Elindeki kadro-malzeme ile hocanın ideal sistemi örtüşmeyince işler beklenildiği gibi olmadı. Benzer sıkıntıyı Rijkaard, Galatasaray’da yaşamıştı: 4-3-3, 4-2-3-1 dizilişleri efektif bir 10 numara yoksa işlemez. O yüzden Sosa yokken yerine 10 numara olmayan bir merkez orta sahayı yamamak yerine santrforu çiftleyip Ba’yı Robinson Crusoe yalnızlığından kurtarmak elzemdi.

Sistem ve dizilişle beraber oyuncular da formatlanıp sezon başı performans ayarlarına döndüler. Sahanın en iyileri sürekli kanat değiştirerek oynayan Olcay ve Gökhan Töre’ydi. Töre’yi dünyanın maalesef en zengin takımlarından olan PSG bile transfer etmek istiyor. NOKTA!

Töre’nin ceza sınırındayken 95 dakikayı kart görmeden tamamlaması, zaten sadece teknik-taktik-yetenek açısından değil mental açıdan da ne kadar geliştiğinin en net göstergesi. Daha önceki 3 maçında Beşiktaş kariyerindeki en etkisiz futbolunu sergileyen Olcay ise formatlanmış yeni bilgisayar gibiydi. Kafası netti, topu almadan önce en doğru hamlenin ne olduğunu bilerek ve uygulayarak oynadı. Hiç zorlamadı, zorlanmadı; efektif biçimde en iyi yaptıklarını yaptı. Olcay’ın en iyi yaptığı şey basit oynamak. Misal Olcay, Oğuzhan’dan daha yetenekli değil ama Oğuzhan’dan farklı olarak basit oynuyor yani daha zor olanı başarıyor! Olcay sonlarda sağ bekte de sırıtmadı, zaten Duisburg’dayken sağ bek oynamışlığı da var!

Necip’in sağ bekten bindirip bakıp görerek yaptığı asistin asisti, Biliç’in eseri. Gol sonrası sevgi-şefkat patlaması bununla ilintili. Biliç sadece benim gözümün önünde Güntekin Onay’a 1 saat Necip’in ne kadar değerli olduğunu anlatmıştı, aklıma o gece geldi. Bir de Tanju Çolak’ın maç yorumlarken Ercan Taner’e “Bu bir sevgi olayı Ercan” demesi! Yıllar sonra ne demek istediğini biraz anlayabildim. Necip’in asistin asistinde Ba havadan gelen 30 metrelik topu değil, yastığın içinden süzülen kuştüyünü kontrol edercesine rahattı. Yıllardır “Oyunculara göre sistem mi, sisteme göre oyuncular mı?” diye saatlerce tartışılır ya… Dün bir kez daha gördük ki en ideal sistem o maçta eldeki oyunculardan optimum verim alınabilecek sistemdir. İdeali, oyuncularla diziliş arasındaki karşı etkileşimin verim düzeyi belirler.


Ali Ece
Kaynak:
http://www.aliece.com/2015/03/sistemi-resetleyince/