Liverpool maçındaki performansından dolayı Cenk’i övenlerin arasında ben de vardım. Ancak sanırım Sambade ile çalışıp geliştiği doğru olsa da dün gece yediği golden sonra Cenk için “Tamam olmuş” demek bir kez daha zorlaşıyor.


1 iyi, 1 kötü elde var 0 oluyor! Halbuki yetenekli bir kaleciyle çok iyi bir kaleci arasındaki en büyük fark, istikrar. İstikrar da Cenk’in en önemli eksiği. 70’te “o kurtarış”ı yapabilen bir kalecinin, 18’de “o gol”ü yemesini kelimelerle açıklamak çok zor!

İstikrar demişken, maç yoğunluğunda rotasyon kaçınılmazdı. Yani Slaven Biliç’in Liverpool ilk 11’inde değişiklik yapması teorik açıdan yanlış değildi. Ancak pratikte Biliç hangi oyuncuları rotasyona sokup hangi “taze kuvvetler”i ilk 11’de kullanacağı konusunda o kadar da doğru tercihler yapmadı.

Atiba kenarda, Necip stoperdeyse o zaman devre arasında Biliç’in alınmasını çok istediği Tolgay neden ilk 11’de yok? Maç öncesi ısınma esnasında Ba’nın ağrılarının nüksetmesi şanssızlık. Ancak 2 haftadır maç öncesi kondisyonu sürekli şüpheli olan Ba’nın durumu malumken, takımın Ba’dan sonraki en önemli hücum kozu Gökhan Töre’nin ilk 11’de olmaması, Eskişehir deplasmanının ilk yarısında Beşiktaş’ın kolu kanadı kırık bir performans sergilemesine neden oldu.

2. yarının 10. dakikasında Biliç, 2 bekini oyundan alarak “soğuk duş” değişikliği yaptı. Biliç, Beşiktaş’a geldiğinden beri ilk kez takım şeklini bu kadar radikal şekilde değiştirdi. Yedek kulübesinde santrfor oynayacak 2. bir isim olmadığı için maç eksiği nedeniyle de etkisiz kalan Mustafa Pektemek devam etmek zorunda kaldı. Pektemek’in gerisinde oynayanlar ise bir türlü ceza alanı içinde yeterince çoğulamadılar.

Atiba ve Necip gibi 2 merkez orta sahanın geri 3’lüde yer aldığı, maçı bitiren 11’de toplam 8 orta sahanın yer aldığı Bielsavari kumar da işe yaramadı. Bünyede beyin çorbası etkisi yarattı!

Tabii ki fizik-kondisyon açısından yıpranmışlığın bahanesi kabul edilebilir. Liverpool kadar hızlı, yüksek tempolu bir takımla maç oynamak, fiziksel açıdan bir günde iki Türkiye ligi maçı oynamaya denk. Ancak Skibbe’nin 3-4-2-1’ine karşı daha önce bu oyuncu grubunun hiç oynamadığı bir takım şek(ilsiz)li(ği)yle oynamak ve 18 maç sonra ligde Eskişehir’e gol atamayan ilk takım olmak taktiksel açıdan ister istemez tartışılır.

Maçın ertelenmesi için zamanında Beşiktaş’ta görev alırken faydadan çok zararı olanlardan boşuna medet ummak da tartışılır. Beşiktaş için bu yenilgi ligin ya da dünyanın sonu değil. Ancak şampiyonluk için 2 ezeli rakipten en az 1’ini deplasmanda yenmek şart.


Ali Ece

Kaynak: http://www.aliece.com/2015/02/beyin-corbasi/