Şu aralar Slaven Biliç’in kafasında 2 tilki sürekli tepişiyor gibi. Birincisi “Önce forma adaleti, buraya kadar başarıyla geldiğin oyunculara sadık kal” diyor, ikincisi “Baba, zaten her maçımız deplasman; bir de üstüne sezon başından beri şampiyonluk iddiasını sürdüren İstanbul’daki rakiplerimizin birinden 4, diğerinden 10 maç fazla oynadık. Bu yüzden sezon başından beri takımın omurgası olan oyunculardan bazıları yıprandı, düşüşe geçtiler, bence yenileri takıma adapte et!” diye uyarıyor.


Slaven Biliç dün geceki ilk 11 tercihinde birinci tilkiyi dinlemiş gibiydi. İşin aslı keşke Biliç’in kafasında bir üçüncü tilki, zihinsel tepişmeye dâhil olsa da “Serdar sağolsun sağ taraf düzeldi ama solda ne Motta ne İsmail son 1 aydaki halsizlikleriyle bu takımın ideal sol beki gibi oynamıyorlar. Veli’nin yanına Tolgay’ı çekip Atiba’yı geçen sezonun başı ve Kadıköy’deki Fenerbahçe maçındaki gibi sol beke yamasan daha iyi olmaz mı?” sorusunu aklına düşürse…

Beşiktaş ilk yarıda tüm bu soru işaretlerinin etkisiyle gerektiği kadar etkili olamadı. 2. yarının başında maç 11’e 11 oynanıyorken ise sahada Sosa şov vardı. 2015 model futbolun en makbul ofansif oyuncu tipi, topu ayağına beklemeyip geçiş oyununa hızlı oynamak için topa giden Sosa’giller… Cumartesi gecesi Atletico, Real Madrid’e tarihi fark atarken, geçen sezon teknik direktör Simeone’nin neden Sosa ve Sosa tipi oyuncularda ısrar ettiğini daha net gördük. Dün gece ise Sosa’nın 15 dakikalık performansı maçı koparmaya yetip de artacaktı. Ancak kaleci Tolga kariyerinin en berbat hatalarından birisini yaptı. Beşiktaş’ın şampiyon olması için Sosa’nın ekstra işleri yetmez, Tolga’nın da mutlaka toparlanması lazım!

Bir de artık Slaven Biliç’in başarılı A planı kadar başarılı olabilecek alternatif taktik planlar geliştirmesi lazımoğlu lazım! Rize 25 dakika 9 kişi oynadı ancak Biliç gereken alternatif taktik reaksiyonu gösteremedi, liderlik golü duran toptan geldi.

Yine de 11’e 9 oynarken zorlanmanın tüm faturasını Biliç’e çıkartmıyorum. Biliç hatalı ama rakip 2 kişi eksikken, “hızlı oynamak” ile “telaşlı oynama”yı birbirine bu kadar saçmasapan karıştıran oyuncuları misal Diego Simeone sabaha kadar haşlardı!

Son bir söz de Passolig çelişkisine: Passolig gelirken “Artık seyirci cezası olmayacak, bireysel olarak hata yapan kişiler, kulüpten ayrı bireysel ceza alacak, maça gelemeyecek” dediler. Ben inanmamıştım da buna inanıp Artvin’de, Rize’de 6 ay Beşiktaş’ı bekleyen ve seyirci cezasında gram suçu olmayan vatandaşa yaptığınız muamele elzem midir?

Ali Ece
Kaynak: http://www.aliece.com/2015/02/ah-tolga-vah-bilic/